[IMAGE: https://cdn.steemitimages.com/DQmU5UaAZdCaBw4JHtJamEdPS1xnyki3MiEPQr5SCZB1zQZ/20191029_133328.jpg]
Merhaba Arkadaşlar,
Bugün sizlere profesör, yazar ve aynı zamanda divan edebiyatı araştırmacısı olan İskender Pala'nın kaleme almış olduğu 'OD' isimli tarihi romandan bahsetmek istiyorum.
Bir Yunus Emre romanı. Ne yalan söyleyeyim bu kitapla tanışıncaya kadar, Yunus Emre dendiği zaman Sordum Sarı Çiçeğe ilahisinden başka aklıma gelen neredeyse hiç bir şey yoktu. O nu da küçükken öğrenmiştim. Hem bu kitap, hem de inceleme yazısını hazırlamak için yapmış olduğum araştırmalar sayesinde Yunus Emre hakkında epeyce bilgi sahibi olmuş oldum.
Aslına bakarsanız yazar, 'Yunus Emre'nin hayatı hakkında bilgi toplamaya kalksanız bir A4 kağıdının yarısını ancak doldurursunuz' diyor. Dolayısıyla son derece kısıtlı olan bu bilgileri kullanarak inanılmaz bir kurgulamayla akıcı ve bir o kadarda etkileyici bu kitabın ortaya çıkmasını sağlamış yazarımız.
Romanda Yunus Emre'nin Sitare'ye olan aşkı ve kaybolan oğlu İsmail'i arayarak geçirdiği çilelerle dolu hayatı ele alınıyor. Kitaptaki olaylar üç kişinin dilinden anlatılmış. Molla Kasım, Yunus Emre ve oğlu İsmail.
Her bölüm başında o bölüm hakkında açıklayıcı notlara yer verilmiş ve Yunus Emre'ye ait şiirlerle süslenmiş. Bence çok da güzel olmuş.
[IMAGE: https://cdn.steemitimages.com/DQmVttt8mS1BBicpCB6Fnc2UNxbYZXbnxQdnkSVQhMgEX9S/20191029_134134.jpg]
Selçuklu devletinin dağılmaya başladığı, Moğol istilasının baş gösterdiği bir dönemde halk perişan halde, türlü işkencelere maruz kalıyor, evleri yağmalanıyor, aç ve çaresiz bir halde insanlar yaşamlarını sürdürmeye çabalıyorlar.
(Hep bana mı denk geliyor böyle kitaplar bilmiyorum ama okuduğum kitapların hemen hepsinde bir açlıkla mücadele söz konusu.)
Yunus Emre ailesine ve köy ahalisine yiyecek bir şeyler bulmak için yollara düşüyor ve dervişlik yolundaki macerası da böylece başlamış oluyor.
Bu arada severek dinlediğim, bestesi Halil Necipoğlu'na ait olan 'Hak Bir Gönül Verdi Bana' adlı eserin güftesinin de Yunus Emre'ye ait olduğunu bu kitap sayesinde öğrenmiş oldum.
https://youtu.be/VwXrvlBBBNk
İçinde hem bu eserin, hem de farklı tasavvufi musıkilerin bulunduğu bir de CD eki vardı kitabın.
[IMAGE: https://cdn.steemitimages.com/DQmYTmtEsKz3kY5RRMW9hut9rNMuF3vJXn3pcq9aPLGh5Xv/20191029_133423.jpg]
İskender Pala'nın kaleme almış olduğu 360 sayfalık bu eseri sizlere de tavsiye ederim. İncelememi Yunus Emre'den bir dörtlükle sonlandırmak istiyorum.
>Şöyle hayran eyle beni
Aşkın oduna yanayım
Her ne yana bakar isem
Gördüğüm seni sanayım.
Bu kitap kız kardeşimin okumam için verdiği beş kitaptan biriydi. Diğerleri; Semerkand (en son bu kitabın incelemesini yapıp paylaşmıştım sizlerle),
Bülbülü Öldürmek (Harper Lee), Yıldızların Efendisi Hayyam (Harold Lamb),
Yer Altından Notlar (Fyodor Dostoyevski) kitaplarıydı. Hepsi de oldukça akıcı ve güzel romanlardı. Bunların haricinde burdan ayrı kaldığım, (ya da ayrı kalmak demeyelim de, burada paylaşım yapmadığım) dönem boyunca daha bir çok kitabı okuma fırsatım oldu. Allah'ın izniyle hepsini burada sizlerle paylaşmak istiyorum.
Okuduğum kitapları özellikle seçmiyorum. Elime hangi kitap geçerse okumaya çalışıyorum. Bu noktada sizlerden de
'bunu da mutlaka okumalısın' diyebileceğiniz herhangi bir kitap önerisi gelirse, çok sevinirim ve mutlaka alıp okumaya çalışırım.
Bu platformdan kopmak istemiyorum. Lütfen sizler de kopmayın. O eski, eğlenceli günler geri gelsin.
Başka bir inceleme yazısında tekrar buluşmak dileğiyle.
Hoşça kalın.